Üyelik Girişi
BEZİRGAN KÖYÜ VE DERNEĞİMİZ
Site Haritası
TUANA EMLAK

ALİ BALCI HOCANIN SAYFASI

 

 

  

 

KURBAN BAYRAMINDA AKLIMIZA GELENLER 1.      Kurban neyin sembolüdür? Tarihçesi ve taşıdığı mana nedir? Tam bir fedakârlık örneğidir.Bu araya Hz. İbrahim ve Oğlu İsmail'i; Saffat 37/102-109. ayetleri yerleştirelim.2.      Kurban ve Hac (Sa'y, İhram, Şeytan Taşlama, Zemzem vs.) Yüce Allah'ın Şeairi,[1] Hz. İbrahim ve Hz. Peygamberimiz'in uygulamalı hatıraları, sünnetleridir. O yüzden hiç olmazsa bu bayramda Hz. İbrahim ve Peygamberimiz'in örnek davranışlarını, yaşantılarını hatırlayalım. (Ahzab 33/21; Mümtehine 60/4-6)3.      Bu bayramdan maksat et değildir, bayram da et bayramı; et kavgası demek değildir,[2] kurban günüdür, Allah (c.c.)'a yakınlaşma vesilesidir. Zengin fakir bütün Müslümanların kaynaşma, kardeş olma günüdür.4.      Peygamberimiz (s.a.v.) Medîne'ye göç ettikten sonra Ramazan ve Kurban Bayramlarını kutlamaya başlamıştır. Mekke'de bayram kutlamaları yoktu, zira küfür ve isyanın olduğu yerde mümin bayram yapamaz.Bu arada Hucurat 49/7-8. ayetleri hatırlayalım. Müslüman asla küfür, fısk ve isyana rıza gösteremez. 5.      Bu bayram günleri sevinç ve neşenin zirveye ulaştığı, ibadet ve zikrin doya doya yapıldığı belirli ve sayılı günlerdir.[3] O halde bu günlerde bolca ibadet yapmalı, fikir-zikir ve şükür etmeli, teşrik tekbirleriyle, kurbanla, hacla, ziyaret vs. ibadetlerle Müslüman olduğumuzu, Allah (c.c.)'a kul, Peygamberimiz (s.a.v.)'e ümmet olduğumuzu yeniden kavramalıyız. O halde Teşrik tekbirlerini hatırlayalım, asla unutmayalım. Bunların ne anlama geldiğini, neyin sembolü olduğunu da bilelim. Hz. İbrahim'in oğlunu boğazladığı manzarayı ve Cibril'in koçu getirişini gözler önüne serelim. Ona göre Teşrik Tekbirlerinin manasını hatırlayalım.6.      Bayram günlerini günah ve isyana çevirmeyelim. Özellikle gençlerimize sesleniyorum: İçki alemlerinden uzak duralım.[4] Kumar ve şans oyunlarına kapılmayalım.[5]7.      Bu güzel günlerimizi günahlarla, çirkin işlerle, fuhuş ve münkerle geçirmeyelim. Ziyaret esnasında, mahreme-namahreme dikkat edelim, kadın erkek arasındaki tavır ve davranışlarımızı Kur'an'a göre ayarlayalım, İslami çizgileri aşmayalım. Zina/fuhuş tüm çeşitleriyle haramdır/yasaktır. Zinaya götürecek davranışlar da aynıdır.[6]8.      TV. Kanallarının, basın yayının aldatmacalarına kanmayalım. Onlar bir yandan kurban var mıydı yok muydu diye tartışırken bir yandan da vur patlasın, çal oynasın diyerek ibadet ve ziyarete harcamamız gereken kıymetli vakitlerimizi eğlenceye yönlendiriyorlar. Bu şeytani vesvese ve telkinlere kendimizi kaptırmayalım. (Lokman 31/6. ayeti hatırlayalım)9.      Kurbanla ilgili pek çok âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf vardır.[7] Boşu boşuna tartışmayalım, ibadetlerimizi de ihmal etmeyelim. Bu günlerde Allah (c.c.) ve Peygamberimiz (s.a.v.)'i hoşnut edecek işler yapalım.10.  Pek çok camide cemaatimiz Bayram Namazını kılıp gidiyor. Bildiğiniz gibi Cuma günleri önce hutbe okunur, sonra namaz kılınır. Bayram günleri ise önce namaz kılınır, sonra hutbe okunur. Bu yüzden bilmeyenlere hatırlatmak istiyoruz. "Hutbeyi dinlemek de sünnettir." Hemen namazı kılıp çıkmayalım, Müslümanlarla toplu halde dua edelim ve bayramlaşalım, birbirimizi tebrik edelim.11.  Nimetlere şükredelim, sevinelim. Nimet nedir acaba? En büyük nimetlerden biri Müslüman oluşumuz ve İslam kardeşliğidir.[8] Eğer biz Müslüman olmasaydık bu mutluluklar, bu sevinç ve neşe kaynağı bayramları kutlamaya hakkımız olmayacaktı. Bu bayramlar sayesinde bizler bir buçuk milyarlık İslam âlemini kardeş biliyor, onlarla aynı zamanı ve aynı duyguları paylaşıyor, kendimizi asla gariban ve kimsesiz zannetmiyoruz.[9] O halde bu gün her gördüğün mümin kardeşine gülümse, o da bir sadakadır. Bu bayramda acaba -günah işlemeden- kaç insanı mutlu edebildik, onun hesabını yapmalıyız.12.  Ta Çin Seddi'nin altında uzanmış yatan bir Müslümanı kardeş bilip onu düşünürken burnumuzun dibindeki Müslümanları ihmal etmeyelim. Yakın çevremizle ciddi bir problemimiz varsa barışmaya çalışalım, küs durmayalım, din kardeşlerimize kin beslemeyelim. Bu arada Nisa 4/114; Hucurat 49/9-10. ayetleri hatırlayalım.13.  Çevremize dikkat edelim. İnsana genelde fayda ve zarar kendi çevresinden gelir. O yüzden oturup kalktığımız, ziyaretine gittiğimiz, selamlaşıp tanıştığımız, merhaba deyip görüştüğümüz insanlarla daha dikkatli ve samimi sohbet edelim, lüzumsuz tartışmalara, maç ve parti kavgalarına girişmeyelim, gıybet ve dedikodulara bulaşmayalım. Mümkünse çevremizdeki insanlarımızın dertlerini paylaşmaya çalışalım, hiç olmazsa güler bir yüz, tatlı bir sözü esirgemeyelim.Burada Kaf 50/16-18; İnfitar 82/10-12; Fussilet 41/33-36; Saff 61/2-3; Bakara 2/44; Nahl 16/125; Tâ hâ 20/43-44; İsra 17/53-55; Nisa 4/5, 4/8-9; İsra 17/23-28; Bakara 2/83 ayetlerine bakmamız iyi olur.[10]Dikkat! Özellikle çevremizde eğitim alan gençlere, öğrencilere sahip çıkalım, onları gençlik arzu ve hayalleriyle baş başa bırakmayalım.Sonuç: Müslüman kendini kontrol edebilen ve nerede nasıl davranacağını ve ne konuşacağını bilen insan demektir. Kur'ân ayetleri de ona yol gösteren trafik işaretleri mesabesinde birer rehber ve harita hükmündedir. O halde ışığını ve ilhamını Kur'ân’dan alan Müslüman bilinçsiz ve başıboş davranamaz, o diğer varlıklardan farklı, sorumlu ve şuurlu, çevresine dikkat eden akıllı bir kuldur. Peygamberimiz (s.a.v.)’in ifadesiyle "Müslüman elinden ve dilinden diğer insanların zarar görmediği kişidir."[11]14.  Ayrıca bu gün yeryüzünün çeşitli bölgelerindeki mazlum Müslüman kardeşlerimizi düşünelim. Biz giyeceklerin ve yiyeceklerin modelini, markasını beğenmezken, acaba onların yarına kadar yaşama garantisi var mı? Onu düşünelim. Şu an hangi müslümanın başına nerde ve nasıl bir bomba yağacak, kimin canı, kimin namusu hangi tehlikeyle karşı karşıya, bütün bunları düşünelim, hiç olmazsa bu mümin kardeşlerimize dua edelim. Onlardan yana düşünelim.Peygamberimiz (s.a.v.) "Kim Müslümanların derdini kendine mal etmezse onlardan değildir." buyurarak devamlı Müslümanları düşünmemizi istiyor. Bu hadisi açıklayan Mehmet Akif ERSOY şöyle sesleniyor:"Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...Alem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile! Kaç hakiki Müslüman gördümse, hep makberdedir; Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir; Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan... Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan!...Saygısızlık elverir... Bir parça olsun arlanın: Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın! Zevke dalmak söyle dursun, vaktiniz yok mateme! Davranın zira gülünç olduk bütün bir aleme, Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yok mudur? Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur.[12]Mehmed Akif ERSOY, 21 Receb 1331/13 Haziran 1329 (26 Haziran 1913) 15.  "Emr-i bi'l-maruf ve nehy-i ani'l-münkeri" dikkatle uygulayalım. Gördüğümüz bir yanlışı düzeltmeye çalışırken kalp kırmayalım, kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Eğer beceremiyorsak hiç bulaşmayalım daha iyidir. Çünkü "Emr-i bi'l-maruf ve nehy-i ani'l-münker" işi uzmanlık ister, bilgi, beceri ve kabiliyet ister. Bedevi insanların yapacağı bir iş değildir. Medeniyet ve nezaket gerekir. Cehaletle bu iş olmaz. Cihad işi ciddi ve bilgili, kültürlü müminlerin işidir. O yüzden beceremediğimiz yerde yanışları alkışlamayalım, kalbimizden nefret edelim yeter. Burada da Nahl 16/125; Tâ hâ 20/43-44; Fussilet 41/33-36. ayetleri hatırlamamız gerekir.Derleyen arkadaşıma çok teşekkür ediyor bu vesileyle siz hemşerilerimin ve tüm İslam aleminin bayramını  kutluyorum. Allah hayırlara vesile eylesin.(Amin)  


 


[1]        "Şeâ'ir" Kur'an-ı Kerîm'de 4 yerde geçer: Bakara 2/158 (Safa-Merve), Maide 5/2 (Dinin Genel Sembolleri), Hac 22/32, 36 (Hac ve Kurban). Bir de aynı kökten türeyen ve "Meş'ari'l-Haram" [Bakara 2/198] şeklinde kullanılan bir kavram vardır, bu da hac menasikinin yapıldığı bölgeyi ifade etmektedir.  

[2]        Hac 22/37. 

[3]        Bakara 2/197, 203; Hacc 22/28. 

[4]         Şu ayetlerde alkollü içki içmek ve uyuşturucu kullanmak kesinlikle yasaklanmıştır. Nahl 16/67; Bakara 2/219; Nisa 4/43; Maide 5/90-91. (Ayetler bu sıraya göre indirilmiştir.). Ayrıca “Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır.” Hadîs-i Şerîf. 

[5]        el-Bakara 2/219; el-Maide 5/90-91. 

[6]        Not: Kur’an zina yapmayın demez, zinaya yaklaşmayın der (İsra 17/32; En’am 6/151.). Fakat sadece kuru bir yasak koymaz, bu işin önlenmesi için tedbirini de alır. Evlilikleri kolaylaştırma ve evleneceklere yardımcı olmayı önerir (Nûr 24/32-33.). Yabancı kadınlara kötü duygularla bakılmasını yasaklar, kadınların da kem gözlere karşı örtüyle korunmasını emreder (Nûr 24/30-31; Ahzab 33/59). Yine kadınların kırıtıp sırıtmaması, karşı tarafı tahrîk ve teşvîk edecek davranışlardan, söz ve hareketlerden sakınması gerekir (Ahzab 33/32). Yine toplumda namusun bir değeri olması, kimsenin namusa dil uzatamaması gerekir (Nur 24/3, 19-23). Bütün bu tedbirlere rağmen hâlâ aksine düşünen ve yanlış yapan varsa, onun da cezasını çekmesi gerekir. (Nûr 24/1-10). 

Nush ile ıslah olmayanı etmeli tekdîr- Tekdîrden anlamayanın hakkı kötekdir.” Ziya Paşa.

[7]        KURBAN: 2/196; 3/183; 5/2; 5/27; 5/95; 5/97; 22/26-37; 37/103, 107; 108/2.

[8]        Al-i İmran 3/103; Enfal 8/63; Hucurat 49/8-10. Kardeşlik ilâhî bir lütuftur. Hiçbir maddî güç bu imkanı sağlayamaz.

[9]        Zaten her gün beş vakit namazda tek başına namaz kılsak bile "İyyâke na'budu…= ancak sana ibadet ederiz…." Derken çoğul sigasıyla Ka'be'ye yönelen milyarlarca müslümanla aynı duyguları paylaştığımızı ilan ediyoruz. Fakat bu kardeşliğimiz çoğu zaman namazla sınırlı kalıyor. Dışarıda aynı tavrı gösteremiyoruz. M. Âkif bu konuda şöyle sesleniyor:                     "Neden uhuvvetiniz böyle münhasır namaza?

Çıkınca avluya herkes niçin boğaz boğaza?"

Mehmed Akif Ersoy, Safahat, İz Yay. İstanbul 1991, Fatih Kürsüsünde (Vaaz Ederken), s. 260.

[10]       Bakara 2/263. Düşünen her insan tarafından kötü, çirkin ve ayıp anlamında kullanılan “münker” kelimesinin zıddı olan “ma’rûf” akl-ı selîm herkesin kabul edeceği iyi ve güzel şey demektir. Kur'ân-ı Kerîm’de 39 kez geçen bu kavramın altısı sözü nitelerken diğerleri tavır ve davranışları anlatmaktadır. “Ma’rûf Söz” nitelemesi için bkz. Bakara 2/235, 263; Nisa 4/5,8; Ahzab 33/32; Muhammed 47/21.

[11]       Tirmizî, İman, 2; Nesâî, İman, 8.

[12]       Mehmed Akif Ersoy, Safahat, İz Yay. İstanbul 1991, 5. Kitap/Hatıralar, s. 284-285.

İĞNELEYİCİ BİR VAAZ: NE DEMEK İSTİYORUZ? 

1.     Niçin vaaz ederiz?

Sen öğüt ver! Zira öğüt müminlere fayda verir. [1]

2.     Vaaz karşısında olumsuz tavır takınanlar

“O inkar edenleri uyarsan da uyarmasan da fark etmez. Onlar iman etmezler.” [2]

“Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar, çünkü onları çağırmanız yahut onlar gibi sizin de susanlar olmanız aynıdır (Onlar inanmazlar).”[3]

“(Ad Kavmi, Hz. Hûd’a) dediler ki: ‘Sen öğüt versen de vermesen de bizce birdir.”[4]

“Onları (O inkar edenleri) uyarsan da uyarmasan da farketmez. Onlar iman etmezler.” [5]

3.     Vaaz karşısında olumlu tavır takınanlar

“Dinleyip de sözün en güzeline uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. İşte asıl akıl sahipleri de bunlardır.”[6]

Bütün bunlardan sonra şu ayetlere de kulak kesilmemiz, dikkat etmemiz gerekir:

"Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin." A'raf 7/204.

“İş‏itmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın.”[7]

"İnkâr edenler: Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın. Umulur ki bastırırsınız, dediler."[8]

Bu vb. ayetlere göre teybimizde, videomuzda, bilgisayar vs. araçlarımızda İslam'ın güzelliklerini ve Kur’an hakikatlerini anlatan kasetleri, CD leri dinleyip onlara uyanlardan olmalıyız.

4.     Dikkat edilecek önemli bazı hususlar:

a.     Din mevsimlik değildir.

b.     İslâm ihtiyarların dini değildir.

c.     İslâm hastaların dini değildird.     İslâm fakirlerin dini değildir.e.     İslâm ölülerin dini değildir.

“Biz ona (peygambere) şiir öğretmedik. Hem bu ona gerekli de değildir. Onun söyledikleri ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Dirileri uyarması ve kafirlere cezanın hak olduğunu bildirmesi için (ona gönderdik).”[9]

Merhum milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY, bu konuyu dile getirmiş; Müslümanların genel durumunu ve bize düşen görevi şu şekilde özetlemiştir:

“Ya açar bakarız Nazmı Celilin yaprağına

Ya da üfler geçeriz bir ölünün toprağına

Ölüler dini değil diriler dini bu din

Dipdiri kalacak hep, dipdiri durdukça zemin

İnmemiştir hele Kur’an şunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için

Doğrudan doğruya Kuran’dan alarak ilhamı

Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı.

Bu havalideki insanlar çok yaya kalmış dince

Öyle Kur’an okuyorlar ki sanırsın Çince!”[10]

Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

"Beş şey gelmeden evvel beş şeyin kıymetini bil:

  • ·      İhtiyarlık gelmeden gençliğin kıymetini bil.
  • ·      Hastalık gelmeden sağlığın kıymetini bil.
  • ·      Fakirlik gelmeden zenginliğin kıymetini bil.
  • ·      Meşguliyet gelmeden boş vaktin kıymetini bil.
  • ·      Ölüm gelmeden hayatın kıymetini bil."[11]

5.     Dinin özünü kavramak için şu dört hadisi bilmek gerekir:

a.     "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resülüne ise, onun hicreti Allah ve Resülünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."[12]

b.     "Kendisi için istediğini din kardeşi için de istemeyen kişi olgun mümin olamaz."[13]

c.     "Kişinin mâlâyânî şeyleri terketmesi, onun müslümanlığının güzelliğindendir!" [14]

"Şu bir gerçek ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, namusunu da korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Dikkat! Vücutta bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa, vücudun tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, vücudun tamamı bozulur. Dikkat edin, bu et parçası kalptir."[15]

Ebu Davud der ki:

-"Topladığım hadislerin içinden bu dört hadis, hadislerin özüdür." “Dinini yaşamak isteyen kişi için bu dört hadis yeter.”[16]

6.     Yapacağımız önemli hareketlerden ya da atacağımız doğru adımlardan bazıları şunlardır:

a.     Bol bol düşünmeli, fikir jimnastiği yapmalıyız. Zira tefekkür sadece filozofların malı değildir.

b.     Vakti iyi ayarlayıp, faydalı şeyleri okumalıyız. İlim hocaların malı değildir.

c.     Okuduklarımızı yaşamaya çalışmalıyız, Allah’ı unutmamalıyız. Zikir sofilerin değildir.

d.     Başkalarına da güzelce anlatmalı, tebliğ etmeliyiz. Din ve cennet bizim değildir.[17]

e.     Anlatırken kükrememeli, heyecanlanmamalıyız.[18] Biz Mûsa, o da Firavun değildir.

f.      Âdâba önem vermeliyiz. Laf ile peynir gemisi yürümez.

Kün ibne men şi’te ve’ktesib edeb

Yuğnîke mahmûduhu ani’n-neseb

Leyse’l-fetâ men yekûlu kâne ebî kezâ

İnne’l-fetâ men yekûlu hâ ene zâ

Erzurumlu Aşık Sümmani de demiştir ki:

Zalimler içinden hicret et durma

Çünkü bu sünnettir kimseye sorma.

Asilzadelikle kendini kurma.

Mezar taşı ile iftihar olmaz.

g.     Dinlemekle iş bitmez, tatbik etmek gerekir.[19] Din uğruna çile çekenler enayi değildir.

h.     Kulakların değil, kalplerin pasını açmak silmek gerekir.

i.       “Aman bana ne? Neme lazım” dersen, bunun cevabı şudur: “Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değildir.”

Bu tür vurdumduymazlar için M. Akif şunları söylemiştir:

“Bugün nasibini bulup da tıkınca kursağına

Yarını hiç düşünmez döner yatar sağına.

Yıkılsa arş-ı hilafet tıkılsa kabre vatan

Vazifesinde değil çünkü hepsi Allah’tan.

Ne hükmü var ki esasen yalancı dünyanın

Ölürse yan gelecek cennetinde Mevla’nın

Fena kuruntu değil, ben derim, sorulsa bana

Kabul ederse cehennem ne mutlu amca sana.”[20]

Yoksa biz beleşten cennete gireceğimizi mi sanıyoruz? Allah (c.c.) Kur'an-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:

“Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır.” [21]Allah (c.c.) cümlemizi, Peygamberimiz (s.a.v.)’e uyan ve onun yolundan giden kullarının zümresine ilhak eylesin! Âmîn!... 



[1]        Zariyât 56

[2]        Bakara 2/6.

[3]        A’raf 7/193.

[4]        Şuara 26/136.

[5]        Yasin 36/10.

[6]        Zümer 39/17-18

[7]        Enfal 8/21.

[8]        Fussilet 41/26.

[9]        Yasin 70

[10]       Mehmed Akif Ersoy, SAFAHAT, İz Yay., İstanbul 1991, s. 155-156. (Süleymaniye Kürsüsünde).

[11]       Nevevî, Riyazu’s-Salihin, s. 112. (H. No: 87. Dipnot: 5)

[12]       Buhâri, Bed'ü'l-Vahy 1, Itk 6, Menâkıbu'l-Ensâr 45, Nikâh 5, Eymân 23, Hiyel 1; Müslim, İmâret 155, (1907); Ebu Dâvud, Talâk 11, (2201); Tirmizi, Fedâilu'I-Cihâd 16, (1647); Nesâî, Tahâret 60, (1, 59, 60).

[13]       Buharî, İman 7; Müslim, İman 71.

[14]       Muvatta, Hüsnü Hulk 3, (2, 903); Tirmizi, Zühd 11, (2318, 2319); İbnu Mâce, Fiten 12, (2976).

[15]       Buhari, İman 39, Büyû' 2; Müslim, Müsâkat 107; Ebu Davud, Büyû' 3; Tirmizi, Büyü 1; Nesai, Büyü 2.

[16]       Tâc, I, 51-52. Dipnot: 11. (Kitâbü’n-Niyyet ve’l-İhlâs)

[17]       Bakara 2/44.

[18]       Al-I İmran 3/134; Taha 20/44.

[19]       Enfal 8/21-22.

[20]       Mehmed Akif Ersoy, SAFAHAT, s. 262. (Fatih Kürsüsünde)

[21]       Bakara 2/214.

KURBAN VE KURBAN BAYRAMI KURBAN BAYRAM NAMAZI¨

1.     Kurbanın Kur’an’la Alakası

2.     Kurban’ın Tarifi ve Tarihi

3.     Teşrik Tekbirleri ve Telbiye’nin Kaynağı

4.     Şeytanı Taşlama vb. Olaylar (Hac Menasiki)

5.     Kurbanı Kimler Keser?

6.     Hangi Hayvanlar Kesilebilir? (Cins, Yaş Ve Sağlık Durumları)

7.     Tek Veya Ortaklaşa Kurban Nasıl Kesilir?

8.     Ölenler İçin (Sevabına) Kurban Kesilir mi?

9.     Kurbanı Kim Kesecek, Bıçağı Kim Çekecek?

10.  Kurban Kesme Zamanı

11.  Kurban Etinin Taksimi

12.  Kurban Nasıl Kesilir?

13.  Kurbanın Nesi Yenir, Nesi Yenmez?

14.  Et ve Deriyi Napacağız, Nereye Vereceğiz?

15.  Senede 5 Gün Oruç Tutmak Haramdır. Niçin?

 

KURBAN: Allah Teala'ya yaklaşmak için kurban niyetiyle kesilen özel hayvana denir.

MEŞRUİYETİ: Kitap, Sünnet, İcma-ı Ümmet ile sabittir.

KUR'AN'DA: Eûzübillâhimineşşeytânirracîm/Bismillâhirrahmânirrahîm "1. (Resûlum!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik. 2. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes." Kevser 108/1-2.26. Bir zamanlar İbrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut. 27. İnsanlar arasında haccı ilân et ki,gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen argın develer üzerinde sana gelsinler. 28. Ta ki kendilerine ait bir takım yararları yakînen görmeleri, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günler de Allah'ın ismini ansanlar . Artık ondan hem kendiniz yeyin,hem de yoksula, fakire yedirin. 29. Sonra kirlerini gidersinler; adaklarını yerine getirsinler ve o Eski Ev'i (Kâbe'yi) tavaf etsinler. 30. Durum böyle. Her kim, Allah'ın emir ve yasaklarına saygı gösterirse, bu, Rabbinin katında kendisi için daha hayırlıdır. (Haram olduğu) size okunanların dışında kalan hayvanlar size helâl kılındı. O halde, pislikten, putlardan sakının; yalan sözden sakının. 31. Kendisine ortak koşmaksızın Allah'ın hanifleri (O'nun birliğini tanıyan müminler olun). Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir. 32. Durum öyledir. Her kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır. 33. Onlarda (kurbanlık hayvanlarda veya hac fiillerinde) sizin için belli bir süreye kadar birtakım yararlar vardır. Sonra bunların varacakları (biteceği) yer, Eski Ev'e (Kâbe'ye) kadardır. 34. Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah'ın adını ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlâhınız, bir tek İlah'tır. Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâslı ve mütevazi insanları müjdele! 35. Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar. 36. Biz, büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik. 37. Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele! (Hacc 22/26-37.)

Kurban Önemini Kur'an'dan (Yukarıda sunduğumuz vs. ayetlerden) almaktadır. Aksi halde hiçbir değeri olmazdı.

 Kurban’ın Tarihi

Kurban insanlık ve İslam tarihinin ilk devirlerinden beri vardır. Hz. Adem'im iki oğlu kurbanlarıyla yarışa girdiler.

"Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), "Andolsun seni öldüreceğim" dedi. Diğeri de "Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder" dedi." (Mâide 5/27.)

Firavun bir çok çocuğu öldürdü, boğazladı. Tabi o insanlar Allah adına kurban gittiler.

Hz. Musa İsrail oğullarına, Allah'ın bir kurban kesmelerini istediğini söyledi. Onlar hile yollarını seçtiler. Allah onları cezalandırdı. (Bakara 2/67-73)

67. Musa, kavmine: Allah bir sığır kesmenizi emrediyor, demişti de: Bizimle alay mı ediyorsun? demişlerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım, demişti. 68. "Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne olduğunu açıklasın" dediler. Musa: Allah diyor ki: "O, ne yaşlı ne de körpe; ikisi arasında bir inek." Size emredileni hemen yapın, dedi. 69. Bu defa: Bizim için Rabbine dua et, bize onun rengini açıklasın, dediler. "O diyor ki: Sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir" dedi. 70. "(Ey Musa!) Bizim için, Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın, nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Biz, inşaallah emredileni yapma yolunu buluruz" dediler. 71. (Musa) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir. "İşte şimdi gerçeği anlattın" dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi. 72. Hani siz bir adam öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır. 73. "Haydi, şimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun" dedik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye size âyetlerini (Peygamberine verdiği mucizelerini) gösterir.

 Modelimiz Hz. İbrahim'in Yolu:

Asıl Kurban mevzuunda bize önder olan biri var ki Ulu'l Azm=Büyük kişilerden olan İbrahim peygamberdir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v): "Kurban kesmek, atanız İbrahim'in sünnetidir (yoludur.)" İfadeleriyle bunu ne güzel açıklamışlardır. Nitekim Saffat suresindeki şu ayetler hadiseyi ne güzel özetlemektedir:

"99. (Oradan kurtulan İbrahim:) "Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek". 100. O: "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver", dedi. 101. İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik. 102. Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi. 103. Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: 104. Biz ona: " Ey İbrahim!" diye seslendik. 105. Rüyayı gerçekleştirdin.Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. 106. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır. 107. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. 108. Geriden gelecekler arasında ona (iyi birnam) bıraktık: 109. İbrahim'e selam! dedik. 110. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. 111. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır." (Saffat 37/99-111)

Teşrik Tekbirleri ve Telbiye’nin Kaynağı

Bu Kurban Bayramı günlerinde çokça okuduğumuz Teşrik Tekbirleri var. Bunlar da o kurban hadisesinden bize birer hatıradır.

Koçu getiren Cebrail (A.S.): "Allâhü ekber, Allâhü ekber

Bunu gören İbrahim (A.S.): "Lâ ilâhe illallahü vellâhü ekber"

Bunu işiten İsmail (A.S.): "Allâhü ekber ve lillahi'l-hamd" der.

Bu hatırayı yaşamamız için Allah (c.c) Arefe günü sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar 23 vakitte tüm Müslümanlara bunu vacip kılmıştır.

Yine İbrahim (A.S) oğlu İsmail'e kurban edileceğini söyleyince o hemen; "Lebbeyk Allahümme lebbeyk" dedi ve teslim oldu. (Yani: "Kabul ettim, emrin başım üstüne ey Allahım!" diyerek teslim olmuştur.)

Şimdi bir hatıra olarak tüm hacılar meş'aril haramda (Hac Bölgeleri) bunu söylemektedir. Bu hadiseyi yaşamaktadırlar. İbrahim (A.S) İsmail'i Mina'da kurban diyordu (Beyzavi). Şimdi de kurbanlar aynı bölgede kesilmektedir.

Şeytanı Taşlama vb. Olaylar (Hac Menasiki)

Hacıların şeytanı taşlama olayı da İsmail'in bu hadisesinden kalmadır. Şeytan işi bozmak için çeşitli çarelere baş vurdu. Kalplere vesvese sokmak istedi.  İbrahim (A.S) 7 taşla şeytanı kovdu. Oradan İsmail'e geldi. İsmail (A.S) de 7 taş attı. Oradan doğru Hacer validemize geldi. O da 7 taş atarak şeytanı kovaladı.

Şimdi Müslümanlar aynen bu hadiseyi yaşıyor 3 kere şeytanı taşlama eğitimi yapıyorlar ki memleketlerine döndüklerinde kendilerini İslam'dan alıkoyan şeytanları en iyi şekilde taşlayabilsinler. Aslında orada şeytan yok. Hani biz: "Babanız İbrahim'in milletinden olun, O size Müslüman ismini verdi" (Hac 22/78) ayetine göre "Hz. İbrahim'in milleti(dini)ndeniz" diyoruz ya, işte Allah (c.c.) namazımızda, haccımızda, kurbanımızda her şeyimizde İbrahim'i bize hatıra olarak örnek veriyor. Siz de onun yolundan gitmeye mecbursunuz diyor.

Kur'an-ı Kerîm'de "Millet", Şerîat ve din anlamına gelir. Ör: İbrahim’in milletindeniz.[1]

İbrahim (A.S.) bir emir üzerine oğlunu kurban ediyor. İsmail (A.S.) canını ve nefsini kurban ediyor. Bunu üzerine Allah (c.c.) da cennet ve cemalini kurban ediyor. Bugün biz Allah'ın tüm emirleri karşısında acaba fikrimizi kurban edebildik mi? Uzun uzun düşünmemiz gerekir!

 Kurban Kimlere Vaciptir?

1.     Müslüman olanlara

2.     Hür olan (köle, esir, tutsak olmayanlara)

3.     Mukim olanlara (seferî/yolcu olmayanlara)

4.     Kendilerine fıtır sadakası vacip olanlara. (Asil ihtiyaçlarından başka 20 miskal=80 veya 96 gr altın veya 200 dirhem=640 gr gümüşe yahut bunların ayarında malı olanlara.)

Hangi Hayvanlar Kurban Kesilir?

1.       Koyun, Keçi: Bunlar 1 yaşını doldurmuş veya 7-8 aylık iken 1 yaşındaymış gibi vücutlu olanı kurban olur.

2.       Sığır ve Manda: 2 yaşını doldurmuş olmalıdır. (Genelde iki yaşını dolduran hayvanların kurbanlık dişleri çıkar ki buna Anadolu'da "Dişini yarmış" derler. Önemli olan doğum tarhidir, diş yarması önemli değildir. O sadece güven açısından gerekli olabilir.)

3.       Deve: 5 yaşını doldurmuş olmalıdır.

Koyun ve keçi sadece bir kişi için kurban kesilir. Sığır ve deve ise 7 kişiye kadar ortak kesilebilir. Yalnız kurban sahiplerinin hepsi Müslüman ve Allah rızasını gözeten insanlar olmalı. Bölme/paylaşma işini terazi ile yapmalılar.

Kurban Edilmeleri Sahih Olmayan İlletli/Kusurlu Hayvanlar:

1.       İki gözü veya bir gözü kör olan.

2.       Dişlerinin çoğu düşmüş olan.

3.       Kulakları kesilmiş olan.

4.       Boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış olan.

5.       Kulağının veya kuyruğunun yarıdan fazlası kopmuş olan.

6.       Memelerinin başları kopmuş olan.

7.       Kulakları veya kuyruğu yaratılıştan bulunmayan.

8.       Kemiğinde iliği olmayacak halde zayıf olan.

9.       Kesileceği yere gidemeyecek kadar topal veya hasta olan.

Ölenler için de kurban kesilebilir. Sevabı onlara hibe edilir. Bunun etini arefe günü dağıtmak daha evladır.

Kurbanı Kim Kesecek?

a)     En efdali sahibinin kesmesidir. O beceremiyorsa,

b)     Namazlı, abdestli takva birine kestirir. O da yoksa,

c)     İnkar etmeyen bir bî namaza kestirir. O da yoksa,

d)     Kitap ehli olan bir Yahudi veya Hıristiyan keser.

Not: Kurban kesmede kadınla erkeğin hiçbir farkı yoktur. Yine kurbanı, mükellef olan keser. Bu sene bana, bir daha ki sene hanıma, böyle bir şey caiz değildir.

Kurban Ne Zaman Kesilir?

Kurban bayramının 1. 2. ve 3. günleri kesilir. Ancak efdal olan 1. gün namazdan sonra hemen kesip, onun ciğeriyle iftar etmektir. 3. gün güneş battıktan sonra kesilmez.

Bayram namazı kılınan yerlerde namazdan sonra, kılınmayan yerlerde fecirden sonra kesilir.

Kurbanı geceleyin kesmek tenzihen mekruhtur. Vakit geçmişse kurbanın fiyatı sadaka verilir.

Kurbanın Eti Ne Olacak?

Kurbanın eti 3'e ayrılır. 1. kısım fakirlere, 2. si kendinize, 3. sü komşu ve akrabalara verilir.

Not: Hıristiyan fakir komşuya da kurban eti verilebilir.

Eğer ehl-ü iyali çok, onları barındırması zor ise hiç kimseye vermeyebilir.

Kurbanın tüyleri kesilemez. Yoksa kıymetini öder. Kurbanın sütünden istifade olmaz. Eti veya postu demirbaş olmayan bir şey ile değiştirilemez. Bunlardan kasap ücreti veremez.

Kurbanın postu evde seccade, sofra gibi eşya olabilir. En iyisi; Kur'an'a hizmet eden yerlere tasadduk etmektir.

Bayram günleri kaynaşma ve ikram zamanı olduğu için, senede 5 gün oruç tutmak haramdır. Ramazan bayramının 1. günü , Kurban bayramının 4 günü.

Kurban Nasıl Kesilir?

Kurbanlık hayvan, ıstırap verilmeden kesileceği yere götürülmelidir. Bir çukur kazılır. Kanı ve leşi oraya boşaltılır. Keskin bir bıçak hazırlanır. Kurbanın sahipleri orada bulunmalıdır.

Kurban sol yanı üzere kıbleye karşı yatırılır. En'am Suresi 6/162-163. ayetleri okunur.

"De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim." En'am 6/162-163.

Ardından "Allahu ekber Allahu ekber Lâ ilahe illellahu va'llahu ekber Allahu ekber ve lillahi'l Hamd." Euzü-Besmele deyip bıçağı çekmeli. Bunu kesen kişiyle beraber sahibi dahi okumalı. Sahibinin eli kasabın elinin üzerinde durup da besmeleyi terk ederse yenmez.

4 Şeyini Keseceksiniz.

1. Yemek Borusu

2. Soluk Borusu

3. 4. Kan Damarları

Kestikten sonra kurban sahipleri iki rekat namaz kılıp En'am Suresi 79. ayetini dua olarak namazın sonunda okumalı.

"Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben müşriklerden değilim." En'am 6/79.



¨       Kurban konusu hazırlanırken şu eserlerden yararlanılmıştır:

a.         Doç. Dr. Ömer Özsoy- Doç. Dr. İlhami Güler, Konularına Göre Kur’an (Ankara 1997), s. 373-374

b.         Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, ( İstanbul 1991), s. 607-621

c.          Mevlüt Özcan, Din Görevlisinin El Kitabı, ( İstanbul 1989), s. 404-435

d.         Doç. Dr. Süleyman Uludağ, İslam’da emir ve Yasakların Hikmeti, (Ankara 1989), s. 99-103

[1]        Bakara 2/130, 135; Âl-i İmran 3/95; Nisa 4/125; En'am 6/161; Nahl 16/123; Hac 22/78.

KURBANLA İLGİLİ BİRKAÇ AYETİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (Hacc 22/34-37)Giriş:Kurban Önemini Kur'an'dan (sunacağımız ayetlerden) almaktadır. Aksi halde hiçbir değeri olmazdı. O halde kurbandan bahseden ayetlere kısaca bir göz atalım:وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرْ الْمُخْبِتِينَ (34)34. Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah'ın adını ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlâhınız, bir tek İlah'tır. Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâslı ve mütevazi insanları müjdele!Bu Ayetten Neler Anlıyoruz?1.    Kurban her ümmette var olan evrensel bir ibadettir. Fakat dinlerini ve kutsal kitaplarını tahrif edenler kurban ibadetini de ya unutmuşlar veya yozlaştırmışlardır.[1]2.    Kurban kesilirken besmele çekilmeli, tekbir getirilmelidir. Allah (c.c.) adının anılmadığı bir ibadetin hayrı ve sevabı olmaz.3.    Kurbanlıklar Rabbimizin bize lutf ettiği birer rızıktır. Bu onun bir ikramıdır.4.    En'am: Dört bacaklı hayvan demektir. Diğerlerinden kurban olmaz.5.    Kurban bir teslimiyet ve ubudiyet meselesidir. Tartışma götürmez. Hz. İbrahim oğlu İsmail'i keseceğini söyleyince o derhal "Lebbeyk! Allahümme lebbeyk!..." demişti. Asla itiraz etmemiş, tartışmamıştı."De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım/ badetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim."[2]6.    İtaatkar ve mütevazi insanlara müjdeler olsun. Mümin ibadetiyle de övünmemelidir."Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez." "Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriliği tavsiye eden, Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık." [Nisa 4/36-37]الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرِينَ عَلَى مَا أَصَابَهُمْ وَالْمُقِيمِي الصَّلَاةِ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ (35)35. "Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar."Bu Ayetten Neler Anlıyoruz?1. Mümin Allah (c.c.)'ı anınca kalbi titrer, tüyleri ürperir."Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın âyetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir."[3]"Allah tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbleri nefretle çarpar/ içlerine sıkıntı basar, ama Allah'tan başka putlar anıldığı zaman hemen yüzleri güler.[4]2. Müminin Başına her hal-ü karda bir sıkıntı ve meşakkat gelebilir. Sabırlı olmalı, yılmamalıdır."Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler."[5]"Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir."[6]3. İslam'da Ekonomik/Malî ve Bedenî ibadetler iç içedir. Birinin ifası diğerinin ihmalini gerektirmez."Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar."[7]"O kimseler, namazı kılarlar, zekâtı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler."[8] وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ (36)36. "Biz, büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik."Bu Ayetten Neler Anlıyoruz?1.                 Kurban İslam'ın bir şiarıdır, sembolüdür. Vahiy dışı din ve sistemlerde bu eylem, bu fedakarlık, bu teslimiyet yoktur.2.                 Kurbanlarda bildiğimiz veya bilmediğimiz nice menfaatler; Dünyevî ve uhrevî pek çok faydalar vardır. Fakat en önemlisi dine bağlı olduğumuzu ispattır.3.                 Koca koca hayvanlara hakim olduğumuz için Allah (c.c.)'a ne kadar şükretsek azdır. Her nimetin şükrü de kendi cinsinden olmalıdır. "Elhamdü lillah " yetmez. Gereğini yapmalıyız.«Hatırlayın ki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir! diye bildirmişti.»[9]"Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir."[10]4.                 Dinin sembolü olan bayramları isyan ve günaha çevirmemeli, nimetlere nankörlük etmemeliyiz."Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi? Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır! (İnsanları) Allah yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: (İstediğiniz gibi) yaşayın! Çünkü dönüşünüz ateşedir.İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli-açık harcasınlar."[11]لَنْ يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنْكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرْ الْمُحْسِنِينَ (37)37. Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!Bu Ayetten Neler Anlıyoruz?1.      Önemli olan etin kilosu, kanın rengi değil, takva ve samimiyettir.Hz. Adem'im iki oğlu kurbanlarıyla yarışa girdiler. Takva sahibi olanın kurbanı Kabul edildi: "Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), "Andolsun seni öldüreceğim" dedi. Diğeri de "Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder" dedi." (Mâide 5/27.) 2.      İbadetlerde şekil değil, öz, mana, ihlas ve samimiyet ön plana çıkmalıdır.a.       Namazda maksad jimnastik değil, zikir ve ibadet olmalıdır. (Taha 20/14; Ankebut 29/45)b.      Oruçta maksad diyet değil, takva ve hidayet olmalıdır. (Bakara 2/163)c.       Hacda maksad seyahat değil, takva ve azamet olmalıdır. (Bakara 2/196-203)d.      Zekatta maksad riya değil, sadakat ve nezafet/taharet olmalıdır. (Tevbe 9/103)3.      Teşrik Tekbirlerine dikkat! Bayramların en belirgin şiarı tekbirlerdir. Bunları unutmamalıyız."Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun…. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz (tekbir getirmeniz), şükretmeniz içindir."[12]«Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamd olsun» de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt!"[13]"Rabbini tekbir et (yücelt)" (Müddssir 74/3)Teşrik Tekbirleri ve Telbiye’nin KaynağıBu Kurban Bayramı günlerinde çokça okuduğumuz Teşrik Tekbirleri var. Bunlar da o kurban hadisesinden bize birer hatıradır.Koçu getiren Cebrail (A.S.): "Allâhü ekber, Allâhü ekber Bunu gören İbrahim (A.S.): "Lâ ilâhe illallahü vellâhü ekber"Bunu işiten İsmail (A.S.): "Allâhü ekber ve lillahi'l-hamd" der.Bu hatırayı yaşamamız için Allah (c.c) Arefe günü sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar 23 vakitte tüm Müslümanlara bunu vacip kılmıştır.Yine İbrahim (A.S) oğlu İsmail'e kurban edileceğini söyleyince o hemen; "Lebbeyk Allahümme lebbeyk" dedi ve teslim oldu. (Yani: "Kabul ettim, emrin başım üstüne ey Allahım!" diyerek teslim olmuştur.)Şimdi bir hatıra olarak tüm hacılar meş'aril haramda (Hac Bölgeleri) bunu söylemektedir. Bu hadiseyi yaşamaktadırlar. 4.      Hidayet ve İslam bir nimettir. Nimet sadece cebimize ve midemize girenler değil, beynimize ve kalbimize girenler (ilim, irfan, iman ve sevgi) de birer nimettir."Onlar İslâm'a girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Eğer doğru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdiği için asıl Allah size lütufta bulunmuştur."[14]5.      Her haliyle ihsan tavrı sergileyenlere müjdeler olsun.İhsan: Allah (c.c.)'ı görüyormuşçasına huşu' ile ibadet etmektir. Sen O'nu görmesen de O seni görmektedir. Her ibadetimizi O'nun huzurunda olmanın bilinciyle yapmalıyız.Sonuç ve dua:Allah (c.c.) cümlemizi kendine hakiki kul, habîbine hakiki ümmet eylesin. Kur'an-ı Kerîm'i yer yüzüne hakim, bizleri de Kur'an'a mahkûm eylesin!... âmîn!...  14/12/2007 CumaKARTAL/İSTANBUL



[1]        Aslında bütün dinlerin özü aynıdır, temel ibadetler hepsinde aynıdır. Fakat zamanla bazı ibadetlerin aslı kaybolmuş olabilir. Şu ayet buna işaret etmektedir: "Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: «Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir» de." [Hacc 22/67-69]

[2]        [En'am 6/162-163]

[3]        Enfal 8/2.

[4]        Zümer 39/45.

[5]        Bakara 2/155-156.

[6]        Lokman 31/17.

[7]        Bakara 2/3. Bu konuda Maun ve Kevser surelerini de inceleyebiliriz.

[8]        Lokman 31/4.

[9]        İbrahim 14/7.

[10]       Nisa 4/147.

[11]       İbrahim 14/28-31.

[12]       Bakara 2/185.

[13]       İsra 17/111.

[14]       Hücurat 49/17.


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret235827
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.67455.6973
Euro6.27036.2955
Saat
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
29° 33° 16°
İL İL TÜRKİYE
GAZETELER
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ

SİTEMİZDE AYLIK REKLAM ÜCRETİ 10TL.YILLIK 100TL'DİR. REKLAM VERMEK İÇİN LÜTFEN BİZİMLE İRTİBATA GEÇİNİZ.